HAKKIMIZDA

aboutpic

Cihangir & Kırkpınar Avukatlık Bürosu, Av. Hasan Burak Cihangir ve Av. Rumeysa Kırkpınar tarafından İzmir’de kurulmuş olup, hukukun çeşitli alanlarında ve ülkemizin bütün şehirlerinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Büromuz; yargılamanın ve danışılan hukuki sürecin her aşamasında çözüm odaklı, bilgilendirici ve dinamik bir şekilde avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Cihangir & Kırkpınar Avukatlık Bürosu; temsil ettiği gerçek ve tüzel kişilere nitelikli, etkin ve bilinçli bir şekilde avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmayı, disiplinli ve sistematik bir şekilde çalışmayı ilke edinmiştir.

EKİBİMİZ

avukatburak

Av.HASAN BURAK CİHANGİR

(KURUCU AVUKAT)

Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesinden burslu olarak mezun olmuştur. İngilizce bilmektedir. Özellikle İdare Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Kira Hukuku, İş Hukuku, İcra ve İflas Hukuku alanlarında çalışmaktadır.

avukatrumeysa

AV.RUMEYSA KIRKPINAR

(KURUCU AVUKAT)

Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesinden burslu olarak mezun olmuştur. İngilizce bilmektedir. Özellikle Aile Hukuku, Boşanma Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Kira Hukuku, İcra ve İflas Hukuku alanlarında çalışmaktadır.

HİZMETLERİMİZ

Aile Hukuku
Borçlar Hukuku
Boşanma Hukuku
İcra ve İflas Hukuku
İdare Hukuku
İş Hukuku
Kira Hukuku
Kişisel Verilerin Korunması Hukuku
Miras Hukuku
Sigorta Hukuku
Şirketler Hukuku
Tüketici Hukuku
Ticaret Hukuku

BLOG

VEFAT İZNİ

Vefat ya da diğer adıyla ölüm izni, bir çalışanın "kanunda sayılan yakınlarından birinin vefat etmesi sonucunda" kullanabileceği bir izindir.

ARAÇ DEĞER KAYBI

Bir trafik kazası meydana geldiğinde, kazaya karışan araçlar hasara uğrar. Araçların bu hasarlarının onarılması gerekir.

İLETİŞİM

Teşekkürler! Mesajınız gönderildi.

ATAŞEHİR MAHALLESİ. 8001/3 SOKAK. NO:7/1 KAŞARCI SİTESİ. KAT:2 DAİRE:11 ÇİĞLİ/İZMİR

GİRİŞ

Trafik kazası, günlük hayatta hemen herkesin karşılaşabileceği bir olaydır. Trafik kazası; ölümlü veya yaralanmalı bir trafik kazası şeklinde olabileceği gibi, yalnızca maddi hasarlı bir trafik kazası şeklinde de olabilir. Bu içerikte; ölümlü veya yaralanmalı bir trafik kazasındaki ölüm ve yaralanma durumlarının hukuki sonuçlarına değinmeyecek, yalnızca maddi hasarlı trafik kazalarını ve bunun sonucunda ortaya çıkan araçta oluşan değer kaybını ele alacağız.

ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR?

Bir trafik kazası meydana geldiğinde, kazaya karışan araçlar hasara uğrar. Araçların bu hasarlarının onarılması gerekir. Ancak, hasara uğramış olan bir araç eskisinden daha iyi bir hale getirilse bile, bu aracın 2. El piyasasında yine de bir düşüş olacaktır. En iyi şekilde onarımı yapılmış olan, parçaları en yeni ve orijinal parçalarla değiştirilmiş olan bir araç; 2. El piyasasında, hiçbir kazaya karışmamış ve hiçbir parçası değişmemiş olan emsal bir araçtan daha değersiz olacaktır.

İşte bu sebeple, kazaya karışan sürücülerin kusur oranları önem kazanmaktadır. Çünkü meydana gelen trafik kazasında kusuru daha az olan, hatta hiç kusuru olmayan araç sürücüsü; kusuru daha fazla olan veya yüzde yüz kusurlu olan araç sürücüsünden, kusuru oranında hasarın telafisini talep etme hakkını kazanacaktır. Hasarın telafisi ise, aracın onarım masraflarının yanında, aracın 2. El piyasasında yaşadığı değer kaybının ödenmesi şeklinde olacaktır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/966 Esas, 2016/5728 Karar Sayılı Kararında;
Araç değer kaybını açıklamıştır. Buna göre: “Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka dair olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.”

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Karar sayılı kararında;
aracın, onarımı en iyi koşullarda yapılmış bile olsa mutlaka 2. El piyasasında değer kaybedeceğinden söz etmektedir. Buna göre: “Aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir.”

ARAÇ DEĞER KAYBI TALEBİ

Meydana gelen bir trafik kazasında; kazaya karışan sürücülerin kusur oranlarına göre daha az kusurlu olan araç sürücüsü, daha fazla kusurlu olan araç sürücüsünden ve kanunda sayılan diğer sorumlulardan, aracında meydana gelen hasarın onarım masrafları ile aracında meydana gelen değer kaybını kusurları oranında talep edebilir.

ARAÇ DEĞER KAYBINDA SORUMLULUK

Karayolları Trafik Kanununa göre, araç kazalarında araç değer kaybından, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ayrıca, zorunlu trafik sigortası olarak bilinen zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketleri de bu değer kaybından kaynaklanan zararlardan sorumludur.

Kısaca söylemek gerekirse; araç sürücüsü, araç ruhsat sahibi, araç işleten, varsa bağlı olunan teşebbüsün sahibi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigorta şirketi değer kaybından kaynaklanan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumludur.

ARAÇ DEĞER KAYBI TALEP ETME ŞARTLARI

  • Kazanın iki taraflı bir kaza olması gerekir. Çünkü aracın değer kaybının ödenmesi, kazada kusurlu olan tarafın zorunlu trafik sigortası tarafından yapılacaktır. Tek taraflı bir kazada araç değer kaybı istemenin tek yolu, aracın kaskosunun var olması ve kasko poliçesinde araç değer kaybının teminat altına alınmış olmasıdır. Kasko poliçesinde araç değer kaybı teminat altına alınmamış ise, araç değer kaybı talep edilemeyecektir.
  • Araçta oluşan hasar, daha önce hasar görmemiş bir bölgeden oluşmalıdır. Daha önce hasar görmüş ve onarılmış bir bölge için araç değer kaybı talep edilemeyecektir.
  • Aracın plastik tampon, elektronik parçalar, camlar, mekanik parçalar ve vidalı parçaları gibi orijinalleri ile değiştirilebilen ve rayiç bedele etki etmeyen hasarlardan ötürü araç değer kaybı talep edilemeyecektir.
  • Araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, kilometresi, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak hesaplama yapılır. Perte çıkmış araçlar için değer kaybı talep edilemeyecektir.

ARAÇ DEĞER KAYBI NASIL TALEP EDİLİR?

Sigorta Şirketine Başvuru

Araç değer kaybı talep edilirken, öncelikle kazaya karışan daha fazla kusurlu olan aracın zorunlu trafik sigortasına başvurulmalıdır. Çünkü dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurulması, kanunda dava şartı olarak düzenlenmiştir. Sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açılması, dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddini gerektirir.

Daha fazla kusurlu olan aracın zorunlu trafik sigortasına yapılan başvuruda bulunması gereken belgeler; kaza tespit tutanağı, tarafların ehliyetleri, tarafların ruhsat fotokopisi, hasara ilişkin kaza resimleri ve talep dilekçesidir. Bu şekilde sigorta şirketine baivuru yapıldıktan sonra, sigorta şirketinden değer kaybı ödemesinin yapılması beklenir.

Sigorta şirketi, kendisine başvuran zarara uğrayana araç değer kaybı ödeyecekse, bir değer kaybı hesaplaması yapacaktır. Yargıtay kararları gereği; araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Bu şekilde yapılan bir hesaplama ile ortaya çıkan bedel, sigorta şirketi tarafından zarara uğrayan tarafa ödenebilir.

Sigorta şirketi, zararın tamamını öderse mesele yoktur. Ancak sigorta şirketi ödeme yapmayabilir veya yapılan ödeme zarara uğrayan tarafı memnun etmeyebilir. Böyle bir durumda sigorta tahkim komisyonuna başvurulabilir veya genel mahkemelerde dava açılabilir.

Sigorta tahkim komisyonuna başvurulması ile genel mahkemelerde dava açılması birbirinden farklı usul ve yöntemleri barındırır. Durum ve koşullara göre hangi hukuki yolun daha lehe olacağı düşünülüyorsa o hukuki yol tercih edilebilir. İki yöntem de birer uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Genel mahkemelerde dava açmak, klasik uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak dava açarak hak arama yöntemidir. Sigorta tahkim komisyonu ise bireyler ile sigorta şirketleri arasındaki hukuki uyuşmazlıkların kısa sürede çözüme kavuşturulması için kurulmuştur. Sigorta tahkim komisyonuna başvurmak, bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Hangisi daha lehe ise o hukuki yol tercih edilebilir. Ancak ikisi için de öncelikle sigorta şirketine başvurmuş olmak gerekir.

Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru

Sigorta tahkim komisyonuna başvurulması durumunda uyuşmazlığın daha kısa sürede ve etkin bir biçimde sonuçlandırılması mümkündür. Zaten Merkezi İstanbul’da olan Sigorta Tahkim Komisyonu da bir tarafı sigorta şirketi olan tüm uyuşmazlıklarda hızlı bir yargılama yapmak amacıyla kurulmuştur. Tahkim yolunda vatandaşların mağduriyetlerinin kısa sürede giderilmesi ve ayrıca mahkemelerin dosya yükünün de hafifletilebilmesi mümkün olabilmektedir.

Sigorta şirketi, yapılan başvuru sonucunda zararı gidermezse ve başvuran zarar görene 15 gün içerisinde bir yanıt da vermezse, değer kaybından kaynaklı zarar gören araç sahibi sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapabilir.

Sigorta tahkim komisyonunda yapılan başvuru kabul edilirse, Komisyon bir hakem ataması yapar. Hakem, tarafların sunduğu bilgileri ve delilleri değerlendirir ve hazırlanan raporu inceleyerek kararını verir. Değer kaybının miktarına göre tahkim kararları kesin olabileceği gibi, kararlar için denetim yolu açık da olabilir.

Genel Mahkemelerde Dava Açmak

Sigorta şirketi, yapılan başvuru sonucunda zararı gidermezse ve başvuran zarar görene 15 gün içerisinde bir yanıt da vermezse, değer kaybından kaynaklı zarar gören araç sahibi değer kaybından doğan zararlarının giderilmesi talebiyle dava açabilir.

Genel mahekemelerde dava açılması durumunda görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ancak karşı taraf davalı sigorta şirketi ise bu kez görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkemeler ise, durum ve koşullara göre; kazanın meydana geldiği yer mahkemesi, davalının bulunduğu yer mahkemesi, mağdurun ikamet ettiği yer mahkemesi, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birisi olabilir. Burada yetki konusunda seçimlik yetki durumu söz konusudur.

Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılacak değer kaybı davalarında arabuluculuk sürecinin de tamamlanmış olması gerekmektedir. Değer kaybı davalarında arabuluculuk zorunludur ve dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan davalar dava şartı eksikliğinden usulden reddedilir.

Genel mahkemelerde açılan davalarda değer kaybı alacağına Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Dolayısıyla dava zamanaşımı süreleri 2-10 yıldır. Yani bu davanın açılması için zamanaşımı süresi; zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halükarda kazanın meydana gelmesinden itibaren 10 yıldır.

UYARI

Her bir yetişkin vatandaş, hakkını aramak amacıyla bireysel olarak hukuki yollara başvurabilir. Ancak; hukuki uyuşmazlıkların çözümünde dikkat edilmesi gereken ve yargılamaların şahsına özgü olan teknik hususların avukatların hukuki yardımlarından yararlanılarak yürütülmesi, vatandaşlar açısından hak kaybının önlenmesi noktasında büyük önem arz etmektedir. Bütün vatandaşların bu ve benzeri konularda kendisini avukat gibi tanıtan, avukat gibi faaliyet gösteren kişilere karşı dikkat etmesi gerekmektedir. Bu konuda ülkemizde çok büyük mağduriyetler yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir.

VEFAT İZNİ NEDİR?

Vefat ya da diğer adıyla ölüm izni, bir çalışanın "kanunda sayılan yakınlarından birinin vefat etmesi sonucunda" kullanabileceği bir izindir. Yani, kanunda sayılmayan bir yakının vefat etmesi veya kanunda sayılıyor olsa bile yakının vefat etmemesi durumlarında bu izin kullanılamaz. Sonuç olarak, vefat izni, çalışanın kanunda sayılan yakınlarından birinin vefat etmesi ile kullanılabilecektir.

Sözü geçen yakını vefat eden çalışan, 4857 Sayılı İş Kanuna tabi olarak çalışan bir işçi olabileceği gibi, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan bir memur da olabilir. Her iki çalışan bakımından da tabi oldukları kanun hükümleri uygulanır.

İŞÇİLER İÇİN VEFAT İZNİ KAÇ GÜNDÜR?

Özel sektörde 4857 Sayılı İş Kanununa tabi olarak çalışan işçiler bakımından vefat izni 3 gündür. Burada dikkat edilmesi gereken husus; sürenin 3 iş günü değil, 3 gün olduğudur. Yani yakını vefat eden bir işçinin kullanabileceği vefat izni, eğer denk geliyorsa hafta sonları da dahil 3 gündür.

İş Kanunu, vefat iznini Ek Madde 2'de düzenlemektedir. Buna göre: "İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir."

MEMURLAR İÇİN VEFAT İZNİ KAÇ GÜNDÜR?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan memurlar bakımından vefat izni ise 7 gündür. Burada da dikkat edilmesi gereken husus; sürenin 7 iş günü değil, 7 gün olduğudur. Yani yakını vefat eden bir devlet memurunun kullanabileceği vefat izni, hafta sonları da dahil 7 gündür.

Devlet Memurları Kanunu, vefat iznini Madde 104/B'de düzenlemektedir. Buna göre: "Memura, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni; kendisinin veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verilir."

VEFAT İZNİ KİMLERE VERİLİR?

Vefat izni; tabi oldukları kanunlarda sayılan yakınlarından biri vefat etmiş olan işçi veya devlet memurlarına ilgili kanunları gereğince verilen bir izindir.

VEFAT İZNİ KİMLERİN VEFAT ETMESİ HALİNDE VERİLİR?

Vefat izni; tabi oldukları kanunlarda sayılan yakınlarından biri vefat etmiş olan işçi veya devlet memurlarına ilgili kanunları gereğince verilen bir izindir. İşçiler bakımından İş kanunu, vefat eden yakınların yakınlık derecesinin; anne, baba, eş, kardeş veya çocuk olmasını aramıştır. 2. Derece yakın sayılan hala, teyze, amca, dayı gibi akrabalar ve diğer derecedeki yakınların vefatı, vefat izni kullanma hakkını vermeyecektir. Devlet Memurları bakımından Devlet Memurları Kanunu, vefat eden yakınların yakınlık derecesinin; eş, çocuk, anne, baba, eşin annesi, eşin babası, kardeş ve eşin kardeşi olmasını aramıştır. İş Kanunu kayın hısımlarını vefat izni kapsamına almamıştır. Ancak Devlet Memurları Kanunu vefat izni kapsamına kayın hısımlarını da dahil etmiştir.

VEFAT İZNİ NASIL KULLANILIR?

Vefat izni; kanunda sayılan yakınlarından biri vefat etmiş olan bir çalışanın, yakınının vefat ettiğini, vefat izni kullanmak istediğini ve ölüm izni belgesi talep ettiğini bildiren dilekçesini ilgili merciye sunması ile kullanılır. Merci, bu dilekçe sonucunda ölüm izni belgesini talep edene verirse sorun yoktur. Bu belge ile birlikte vefat izni başlar.

Ancak işverenin kanunen kullandırılması zorunlu olduğu halde vefat izni talep eden çalışana ölüm izni belgesi vermeye yanaşmaması halinde, ilgili merciye vefat izni kullanma ve ölüm izni belgesi taleplerini içerir dilekçe sunulduktan sonra alındı belgesi alınmış olması, olası bir hukuki uyuşmazlıkta işyerine karşı önemli bir savunma ve ispat aracı olacaktır. İşyeri vefat iznini kullandırmayan ve alındı belgesi ile ölüm izni belgesi de alamamış bir çalışan, mutlaka noter kanalıyla ihtarname çekmelidir. Bu ihtarname de, olası bir hukuki uyuşmazlıkta işyerine karşı önemli bir savunma ve ispat aracı olacaktır.

Vefat izni süresince işçi veya memurun ücretleri tam olarak ödenir. Herhangi bir ücret veya maaş kesintisi yapılmaz. Bu izin, mazeret iznidir ve ücretli izindir.

Vefat izni kendisine kullandırılmayan bir işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. İş sözleşmesini haklı nedenle fesheden bir işçi ise, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere bütün alacaklarını alabilir.

UYARI

Her bir yetişkin vatandaş, hakkını aramak amacıyla bireysel olarak hukuki yollara başvurabilir. Ancak; hukuki uyuşmazlıkların çözümünde dikkat edilmesi gereken ve yargılamaların şahsına özgü olan teknik hususların avukatların hukuki yardımlarından yararlanılarak yürütülmesi, vatandaşlar açısından hak kaybının önlenmesi noktasında büyük önem arz etmektedir. Bütün vatandaşların bu ve benzeri konularda kendisini avukat gibi tanıtan, avukat gibi faaliyet gösteren kişilere karşı dikkat etmesi gerekmektedir. Bu konuda ülkemizde çok büyük mağduriyetler yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir.

KVKK AYDINLATMA METNİ

Cihangir & Kırkpınar Avukatlık Bürosu olarak kişisel verilerinizin güvenliğine azami hassasiyet göstermekteyiz. Bu doğrultuda; müvekkillerimiz, müvekkil adaylarımız, çalışanlarımız, iş ortaklarımız, web sitesi ziyaretçilerimiz ve büromuza iş başvurusunda bulunan çalışan adaylarına ait her türlü kişisel verinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (“KVKK”) uygun olarak işlenmesi ve saklanmasına önem veriyoruz.

Aydınlatma yükümlülüğümüz kapsamında; kişisel verilerinizin işlenme amaçları, kimlere ve hangi amaçla aktarılacağı, toplanma yöntemleri, hukuki nedenleri ve haklarınız konularında işbu Aydınlatma Metni ile sizleri bilgilendirmek istiyoruz.

A) Veri Sorumlusu

KVKK uyarınca, kişisel verileriniz; veri sorumlusu olarak “Cihangir & Kırkpınar Avukatlık Bürosu” tarafından aşağıda açıklanan kapsamda toplanmakta ve işlenmektedir.

B) Kişisel Verilerin Hangi Amaçla İşleneceği

Kişisel verileriniz; Avukatlık Kanunu kapsamında her türlü hukuki hizmet ve danışmanlık faaliyetlerinin yerine getirilmesi, yetkili kişi, kurum ve kuruluşlara mevzuattan kaynaklanan sebeplerle bilgi verilmesi; insan kaynakları süreçlerinin yürütülmesi, iş sözleşmesinden doğan yükümlülükler ile iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, finans ve muhasebe işlemlerinin gerçekleştirilmesi, verilerin doğru ve güncel olmasının sağlanması, veri kayıplarının önlenebilmesi için kopyalanma/yedekleme yapılması ile sistemsel ve fiziksel güvenlik süreçlerinin yürütülmesi amaçları ile KVKK madde 5 ve 6’da belirtilen kişisel veri işleme şartlarına uygun olarak işlenmektedir.

C) Kişisel Verilerin Kimlere ve Hangi Amaçla Aktarılabileceği

Kişisel verileriniz; Avukatlık Kanunu kapsamında her türlü hukuki hizmet ve danışmanlık faaliyetlerinin yerine getirilmesi amacıyla başta mahkemeler ve icra daireleri olmak üzere, noterler, tapu daireleri, vergi daireleri gibi resmi kamu kurum ve kuruluşlarına; size verdiğimiz hukuki hizmet kapsamında tahsil ettiğimiz menfaatleri bildirdiğiniz banka hesabına göndermek üzere çalıştığımız bankalara, vergisel yükümlülüklerimizi yerine getirmek üzere finans ve muhasebe hizmeti aldığımız şirkete; Mevzuattan kaynaklanan sebeplerle yetkili kişi, kamu kurum ve kuruluşlarına bilgi verme yükümlülüğümüzün yerine getirilmesi için yetkili kişi, kamu kurum ve kuruluşlarına; İnsan kaynakları süreçlerinin yürütülmesi ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülükler ile iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilmesi amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’na, finans ve muhasebe hizmeti aldığımız şirkete ve çalıştığımız bankalara; Aldığımız bilgi işlem destek hizmetleri gereği ve veri kayıplarının önlenebilmesi için kopyalanma/yedekleme yapılması ile sistemsel güvenlik süreçlerinin yürütülmesi amacıyla teknik bilişim hizmeti aldığımız şirkete KVKK madde 8 ve 9’da belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde aktarılabilecektir.

Ç) Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz; sizlerle gerçekleştirilen toplantı ve görüşmeler sırasında fiziki olarak veya telefon aracılığıyla, tarafımıza fiziki olarak sunacağınız ya da elektronik ortamda e-posta veya faks ile aktaracağınız bilgi ve belgeler aracılığıyla sözlü, yazılı veya elektronik ortamda toplanmakta ve işlenmektedir. Bu doğrultuda; kişisel verileriniz her türlü hukuki hizmet ve danışmanlık faaliyetlerinin yerine getirilmesi için Avukatlık Kanunu ve ilgili sair mevzuattan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi, KVKK madde 5/2(ç) bendi uyarınca veri sorumlusunun hukuki yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için zorunlu olması ve aynı kanunun madde 5/2 (e) bendi uyarınca bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve 5/2 (f) bendi uyarınca ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması hukuki sebepleri kapsamında işlenmektedir. Yetkili kişi, kurum ve kuruluşlara mevzuattan kaynaklanan sebeplerle bilgi verilmesi için işlenen kişisel verileriniz, bilgi verilmesi yükümlülüğünü düzenleyen ilgili kanun ve KVKK madde 5/2(a) bendi uyarınca kanunlarda açıkça öngörülmesi ve aynı kanunun madde 5/2(ç) bendi uyarınca veri sorumlusunun hukuki yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için zorunlu olması hukuki sebebi kapsamında işlenmektedir. İnsan kaynakları süreçlerinin yürütülmesi, verilerin doğru ve güncel olmasının sağlanması, veri kayıplarının önlenebilmesi için kopyalanma/yedekleme yapılması ile sistemsel ve fiziksel güvenlik süreçlerinin yürütülmesi için işlenen kişisel verileriniz KVKK madde 5/2 (f) bendi uyarınca ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması hukuki sebebi uyarınca işlenmektedir. İş sözleşmesinden doğan yükümlülükler ile iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için işlenen kişisel verileriniz İş Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ve ilgili mevzuat ile KVKK madde 5/2(a) bendi uyarınca kanunlarda açıkça öngörülmesi, 5/2(ç) bendi uyarınca veri sorumlusunun hukuki yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için zorunlu olması ve aynı kanunun madde 5/2 (e) bendi uyarınca bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması hukuki sebepleri uyarınca işlenmektedir.

D) KVKK Madde 11’de Sayılan Haklarınız

KVKK kapsamında ilgili kişi olarak;

  • Kişisel Verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme
  • Kişisel Verileriniz işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme
  • Kişisel Verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme
  • Yurtiçinde veya yurtdışında Kişisel Verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme
  • Kişisel Verilerinizin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin Kişisel Verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme
  • KVKK mevzuatında öngörülen şartlar çerçevesinde Kişisel Verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin Kişisel Verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme
  • İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme
  • Kişisel Verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde bu zararın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz

E) Başvuru Hakkınızı Kullanma Yöntemi

Yukarıda belirtilen haklarınızı kullanma ile ilgili talebinizi, KVKK ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ uyarınca yazılı olarak veya Cihangir & Kırkpınar Avukatlık Bürosu’na daha önce bildirilen ve sistemimizde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle iletebilirsiniz. Cihangir & Kırkpınar Avukatlık Bürosu’nun cevap vermeden önce başvuruda bulunan kişiden kişisel veri sahibi olup olmadığını tespit etmek adına ek belge talep etme hakkı saklıdır.

Başvurunuzda;

Adınızın, soyadınızın ve başvuru yazılı ise imzanızın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için T.C. kimlik numaranızın, yabancı iseniz uyruğunuzun, pasaport numaranızın veya varsa kimlik numaranızın, tebligata esas yerleşim yeri veya iş yeri adresinizin, varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numaranızın, talep konunuzun bulunması zorunlu olup, varsa konuya ilişkin bilgi ve belgelerin de başvuruya eklenmesi gerekmektedir.

Yazılı olarak yapacağınız başvurularınızı gerekli belgeleri ekleyerek “Ataşehir Mahallesi. 8001/3 Sokak. No:7/1 Kaşarcı Sitesi. Kat:2 Daire:11 Çiğli/İzmir” adresine elden teslim etmeniz gerekmektedir.

E-posta yoluyla yapmak istediğiniz başvurularınızı cihangirkirkpinaravukatlik@outlook.com e-posta adresine yapabilirsiniz.

Söz konusu taleplerin sonuçlandırılmasının ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde, başvuru sahibinden Kurul tarafından belirlenen tarifedeki ücret alınacaktır.